Kaç yaşında veya hangi işle meşgul olduğunuzun bir önemi yok. Çünkü bu yazıda ele alacağımız konu 7’den 70’e herkesi ilgilendiren bir konu: Akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı.

     Bir toplu taşıma aracına bindiğimde insanların %90’ının elinde telefon veya tablet olduğunu görüyorum.

     Bir konsere, tura, konferansa katıldığımda veya bir spor müsabakasını yerinde seyretmeye gittiğimde yine aynı tabloyla karşılaşıyorum. Eskiden her anını dolu dolu yaşadığımız bu güzel organizasyonlarda artık kimse yeteri kadar eğlenemiyormuş gibi geliyor. Çünkü insanlar kendilerini bir yarış içerisinde görüyor. “Ben oradaydım” veya “ben o ünlü şahısla fotoğraf çektirdim” diyebilmek için ve bunu fotoğraflarla, videolarla ispatlamak için birbirleriyle yarışıyorlar. Peki istediğimiz gerçekten bu mu? Katıldığımız organizasyonu bir şekilde kaydedip sosyal medyada paylaşmak ve bu paylaşımın çok sayıda insan tarafından beğenilmesini mi istiyoruz? Orada olmanın, o havayı solumanın, o şarkıyı canlı canlı dinleyebilmenin, o çok beğendiğimiz ünlü şahsa sarılabilmenin hiçbir ehemmiyeti kalmadı mı artık?

     Günümüz çocukluğuyla kendi çocukluğumu mukayese ettiğimde de samimi söylüyorum içim acıyor. Onları da “sindire sindire içine sokulduğumuz yarışa” dâhil etmişiz farkında olmadan(!). Çocuk sahibiyseniz zaten bizzat tanıklık ediyorsunuzdur, değilseniz de ufak bir göz gezdirme yeterli olacaktır ki bu göz gezdirme sonucunda şunu görürsünüz; henüz ilkokul çağında olan çocuklar bile bilgisayar ve telefon başında saatlerini harcıyor. “Tamam, harcasınlar, harcayacaklar, çağ bunu gerektiriyor” diyebilirsiniz. Fakat bu kıymetli vakitlerin ne ile harcandığına baktığınızda ne görüyorsunuz? Emin olun sizinkinden farklı değil: Oyun ve sosyal medya.

   Bebekleri bile sokuyoruz bu çukura. Huysuzlandıklarında ya da mamalarını yemeyi reddettiklerinde yatıştırmak için önlerine tablet veya telefon koyuyoruz. Çocuk büyüdüğünde de sabahtan akşama bilgisayar başında vakit geçiriyor diye kızıyoruz. Pardon ama, ne bekliyorduk ki?

     Resmen çıldırmış, içi boşaltılmış şeylerle kafayı bozmuş durumdayız.

     Bu şekilde devam edersek neler olacak biliyor musunuz?
  1. Depresyon yaygınlaşacak, intiharlar artacak.
  2. Obsesif-Kompulsif bozukluklara sahip birey sayısında artış gözlemlenecek.
  3. Tüm detaylar ve tüm sohbetler için sadece interneti kullanan insanlar, çevresiyle düzgün etkileşim kurmakta güçlük çekecek.
  4. Uyuşturucu bağımlılığı ile telefon bağımlılığı beyinde ve kişi üzerinde aynı etkiyi uyandıracak.
  5. Telefon bağımlığından kaynaklanan uykusuzluk problemi ciddi sorunlara sebep olacak.
  6. İnsanlar işte/okulda daha düşük performanslar sergileyecek ve bilgiyi hatırlamada zorluk çekecek.
  7. Hafıza kayıpları artacak.
  8. İnsanların beyinleri “telefon kullandıkları zaman daha iyi hissetmeye eğilimli” hale gelecek ve bu eğilim telefon başında geçirilen vakti artıracak.  
     Bunlar yüzlerce olasılıktan sadece sekizi…

     Tehlikenin farkında mısınız?

     Biliyorum, kolay değil. Neticede bir bağımlılıktan söz ediyoruz. Fakat yaşanması muhtemel olan faciaların önüne geçebilmek veya şiddetini azaltmak uğruna birkaç ufak adım atsak, kendi çapımızda bir şeyler denesek fena olmaz mı?

     Mesela bugün bir aile toplantısı yapın ve yarın dışarı çıkarken akıllı telefonlarınızı evde bırakacağınızı söyleyin. Ailenin tüm fertleri bu karara uysun ve telefonsuz bir gün geçirsin. Telefonsuz bir şekilde otobüs/metro/vapur yolculuğu yaptığınızda, iş çıkışında kahve içtiğiniz kafede vakit geçirdiğinizde, gezintiye çıktığınızda, yürüdüğünüzde etrafınızı incelemeye başlayacak ve geçirdiğiniz vakti daha değerli hale getireceksiniz. Çünkü “bu boğaz manzaralı fotoğrafım kaç beğeni alacak”, “kafede iş arkadaşlarımla çektirdiğim fotoğrafa kaç yorum gelecek” veya “konumumu paylaştığımda uygulamadan kaç puan alacağım” gibi kaygılarınız olmayacak. Sadece “orada” olacaksınız. “Orada” olduğunuzu, o anda neler hissettiğinizi sadece siz bilecek ve sadece siz deneyimleyeceksiniz. Nasıl hissettiğinizi Twitter’da nasıl ifade edeceğinizi, kaç kez retweetlendiğinizi veya kaç fav aldığınızı dert etmeyeceksiniz. Şimdiden bir rahatlık geldi, değil mi?

     Kafanızı ne kadar boş şeylerle meşgul ettiğinizi idrak edince çok şaşıracaksınız.

     Benimki sadece bir öneri ve hatırlatma… Siz de kendi yöntemlerinizle bu kötü gidişatı frenleyebilir veya durdurabilirsiniz.

     Yeter ki ufacık da olsa bir şey, bir başlangıç yapın.

     Kendiniz, aileniz, bugününüz ve yarınınız için denemeye değmez mi?
 
     Sağlıcakla kalın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×