Ben "Evet" diyeceğim çünkü anayasa değişiklik teklifini inceledim.

Olan şu: Başbakanın yetkileri Cumhurbaşkanına devrediliyor. Mevcut sistemde var olan yetkilere ilave edilen bir yetki yok. Ama buna karşı Cumhurbaşkanı için yargılama (yüce divan) yolu açılıyor. Diğer maddeler ise detay.

EVET dememin gerekçesi çok basit ve net; artık hiç kimsenin tercihime müdahale etmesini istemiyorum. Yöneticimi ben kendim seçmek istiyorum. Ve bunun kim olduğunu da seçim akşamı öğrenmek istiyorum. Üstelik bu kişi halkın en az yarısının oyunu almış olacak. Yani marjinal biri olamaz. Hiç kimse halkın onayını almadan o makama gelemeyecek. İyi veya kötü, doğru veya yanlış bir tercihte bulunacağız ve hiçbir güç bizim bu tercihimizi manipüle edemeyecek. Görevi direkt olarak biz vereceğiz. Yani mühür artık gerçekten bizde, halkta olacak.

Peki bu şimdi de böyle değil mi? Hayır değil. Neden mi? İzah edeyim;

Şu anda icranın başı kim? Başbakan. Peki başbakan Binali Yıldırım’ı biz mi seçtik? HAYIR

Ahmet Davutoğlu’nu ilk olarak biz mi seçtik? HAYIR

2002’de Abdullah Gül’ü biz mi seçtik? HAYIR

1999’da yüzde 10.7 oy ile Bülent Ecevit’i başbakan yapan biz miyiz? HAYIR

Seçmen olarak biz 1999’da Başbakanlığı 1. partiye değil de 4. partiye verin mi demiştik? HAYIR

Peki o halde bu sitemin adı ne? Parlamenter sistem! Demek ki parlamenter sistem bu tarz manipülasyonlara müsait. Devam etmesini istemeleri de bu yüzden olmalı !

Parlamenter siteme göre 1995’te birinci olan partinin lideri Necmettin Erbakan başbakan olmalıydı. Ama yapmadılar. 2. ve 3. partinin başkanları başbakan oldu. Onlar kavga edince başbakan olabildi. Ona da kan kusturdular. Ve nihayet oyu yüzde 10.7 olan Ecevit başbakan oldu ve 1999 seçimlerine onun başbakanlığında gidildi, sonrası malum zaten. Parlamenter sistem böyle bir şey işte.

1993’te Tansu Çiller’i biz mi seçtik? HAYIR

1991’de Mesut Yılmaz’ı biz mi seçtik? HAYIR

1989’da Yıldırım Akbulut’u biz mi seçtik? HAYIR

Gördüğümüz üzere icranın başı olan başbakanı çoğu kez biz seçmiyoruz. Ya Cumhurbaşkanı atıyor ya da parti delegeleri seçiyor. Delege sistemi de malum. Manipülasyona açık. Halk olarak seçtiğimiz başbakanı başbakan yapmıyorlar.

Bu sistem manipülasyona, alavere-dalavereye açık. Üstelik 2007’deki sistem değişikliği nedeniyle artık Cumhurbaşkanını halk seçiyor. Yani halkın yarısından fazlasının oyunu alan bir cumhurbaşkanı ve halkın seçtiği bir başbakan oluyor. Bu ikili sistem yürümez. Kriz çıkar. Şu anda iktidar partisi yüzde 50 oy aldığı için ve her ikisi de aynı partiden geldiği için bu sistem krizi görülemiyor. Ama bu yapı bozulunca veya AK Parti'nin oyu yüzde 45’in altına inince (çok ciddi bir oy olmasına rağmen) tek başına iktidar çıkmıyor. O zaman kesinlikle kriz çıkar !

Elbette ki önerilen sistemin de eksileri var. Ben yeni sistem mükemmel demiyorum. Zira her beşeri sistem eksiklikle maluldür ama en azından yeni sistem iktidar sorununu çözüyor ve de daha demokratik çünkü kimse tercihimize müdahale edemiyor. Seçim akşamı çıkan sonuç kesin oluyor. Zira artık bu ülke bu kritik dönemde koalisyon tartışmalarını, hükümet krizlerini kaldıramaz. Çok ciddi sorunlarımız (beka sorunumuz) var. Seçim günü iktidarın tek kalemde ortaya çıkması lazım.

Halkımız bir tercih yapacak ve bir başkan seçecek ve bilecek ki 5 yıl boyunca kendisini o başkan yönetecek. 5 yıl sonunda da sandıkta hesap verecek. Meclis de yasama ve denetleme faaliyetine devam edecek. Şu anda kanun teklifini sadece hükümet verebilirken artık her milletvekili teklif verebilecek.

Meclis gereğinde başkanı yüce divana da gönderebilecek. Oysa şu anda vatana ihanet suçu dışında Cumhurbaşkanı yargılanamaz. Çünkü sorumlu değil. Bütün yetkilerin (yargının) onda toplanacağı tezi de doğru değil. Çünkü zaten mevcut yetkileri ne ise şu anda da var. Hatta meclis şu anda yüksek yargıya üye seçemiyor, yeni sistemde seçebilecek.

Bunları saymakla, kıyaslamakla bitiremem ama öyle "aoov diktatörlük geliyor" diyenlere de hemen kanmamanız gerektiğini hatırlatayım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner1