Farklıysan ilk seni görürler ve muhtemelen ilk seni koparırlar.​

Bir kadın düşünün ki tek hatası hayatı sorgulamak olan. Sorguluyordu çünkü İskenderiye Üniversitesinde matematik hocası olan babası Theon ona hayatı boyunca bunu öğretmişti. Dogmatizmin kölesi olmasını istemiyordu ve ona hep düşünme hakkını kullanması gerektiğini, yanlış düşünmenin hiç düşünmemekten iyi olduğunu öğütlüyordu.
  
Yalnızca bununla da yetinmiyor onun zekasına yaptığı yatırımı bedenine de yapmasında yardımcı oluyordu. Bu bilge öğretici sayesinde Hypatia yüzmeyi, ata binmeyi, kürek çekmeyi ve dağa tırmanmayı öğrendi. Ama hiçbir zaman bildikleriyle yetinmedi, belki de onu tarihin ilk bilim kadını yapan özelliği de buydu. Her zaman okunacak bir kitap ve öğrenilecek bir ders bulurdu kendisine.

Kendi dünyasıyla da yetinmedi, Roma’ya ve Atina’ya gitti. Buralarda matematikçi olarak ünlendi. Zekasının yanında güzelliğiyle de dikkat çeken Hypatia beline kadar uzanan sarı saçlarına yazılan her methiyeyi “Ben gerçekle evliyim.” diyerek geri çeviriyordu. Çünkü onun için aklını kullanmasını engelleyecek her durum, her his ve her insan geri plana atılmalıydı; ki atılıyordu da.

Öğrencisiyken kendisine aşık olup sevgisini binlerce insanın huzurunda defalarca dile getiren ve ileride valilik makamına kadar ulaşan Orestes ile arasında geçen kanlı mendil hikayesi bunun belki de en açık deliliydi.Orestes’le yakınlığı, politika ve iktidar ilişkilerinde zekasıyla ön plana çıkması nedeniyle entrikaların da içine çekilmiş bulunuyordu.

O dönemde hoş karşılanmayacak kadar özgün, sıradışı ve akılcı düşünceleri cahiliyet ehlinin canını sıkmaya başlamıştı. Ve bu ünlü astronom’un sonunu hazırlayacaktı. Yaptığı çalışmalarla Platon ve Aristo’nun tanınmasını sağlayan Hypatia’nın eserleriyse maalesef günümüze kadar ulaşamamıştır. Eserlerin günümüze dek ulaşamamasında dogmatik Hristiyan düşüncesi etkili olmuş fakat o dönemdeki eser düzenlemeleri ve yorumlamaları birçok bilimsel gelişmenin yolunu açmıştır.

Euclid ve Ptolemy üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çalışmaların en belirginlerinden biri dünya yörüngesinin elips olma ihtimalini o dönemde düşünüp dile getirmiş olmasıdır. Kim bilir belki birkaç senesi daha olsaydı ve hayatı kendisinden çalınmasaydı daha nice bilimsel gelişmeye imza atacaktı. Fakat itaat edip vaftiz olmaması gerekçesiyle yeni yeni güçlenen ve çoğunluğu oluşturan Hristiyanlar tarafından taşlanarak katledilmiştir. Etleri deniz kabuklarıyla lime lime edilen Hypatia’dan cehalet hala hırsını alamamış olacak ki kemikleri sokaklarda sürüklenmiş, bu da yetmemiş sonrasında da yakılmıştır. Zaten ölümünden sonra çalıştığı kütüphane yıkılmış ve kitapları yakılmıştır. Bu değerli bilim insanından geriye bir tek, öğrencisi Kyreneli Synesios ile yazışmaları kalmıştır.
 
Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır.
Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz.
Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır.
Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır.
İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler.
Çünkü boş inançlar öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır. -HYPATIA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×