“Din, halkın afyonudur.” sözünü muhakkak duymuşsunuzdur. Karl Marx’ın 1843 yılında kaleme aldığı yazının içinde geçer ve çok fazla alıntılanır.

     Peki Marx haklı mı? Din gerçekten halkın afyonu mu, yoksa “dinin afyon yüzü” mü var? Dinler neyi amaçlar, ne uğruna doğmuşlardır, hangi doğrultuda yol alırlar? Bu yazıda bu konu üzerine tefekkür edeceğiz.

     Marx, dinlerin ezilen ve haksızlığa/zulme uğrayan insanların hallerine şükretmeleri için geldiğini savunuyor gibi görünüyor ki bugün etrafımıza baktığımızda bu kanıya varmanın pek de zor olmadığını görüyoruz. Zira televizyonlardaki dini programlarda rivayetler ve sahih olmayan hadisler üzerinden insanlara “fakirlik bir imtihandır, halinizden şikâyet etmeyin, açlıktan ölseniz de bunun Allah tarafından yazılmış olan kaderiniz olduğuna inanın, sadece Allah’tan yardım dileyin, hakkınızı aramak için zenginlerin ya da devletin kapısına dayanmayın” gibi öğütler verildiğine tanıklık ediyoruz. Bu afyon değil de nedir?

     Hurafelerle, mitolojik inanışlarla karşılaşıyoruz. Ayı yaran/göğü aşan Muhammed’den, ileride geri dönmek üzere göklerdeki malikânesine çekilen İsa’dan, zindanda olmasına rağmen Cuma namazını dünyanın öteki ucunda bir cemaatle kılan âlimlerden(!), deprem önleyen hocalardan, günah çıkaran papazlardan, etekleri öpülen tarikat liderlerinden, tanrıları tarafından kutsanan ya da özel kılınan halklardan dem vurup duruyorlar. Bu afyon değil de nedir? 

      

Din nedir?

     “İnsanların doğaüstü güçlere, kutsal saydıkları türlü varlıklara, tanrılara ya da Tanrı’ya inanma, tapınma biçiminde katıldıkları gizemsel olgu”ları din adı altında toplayabiliyoruz.

Dinler ne istiyor?

     Dünya üzerinde kabul gören dinlerin büyük çoğunluğu; “toplumsal huzurun ve toplum içerisindeki adaletin sağlanması, ahlak anlayışının temellendirilmesi” gibi amaçlar üzerine ortaya çıkmıştır.

     Hristiyanlıktaki “yedi büyük günah” isimli listede en üst sırada “KİBİR” yer almaktadır. Yahudilikteki “on emir”den ilki “Rab’a ortak koşmamak(şirkten kaçınmak)”tır. İslamiyetin en temel ifadelerinden biri “ALLAH-U EKBER”dir(“Ekberiyet, Allah’a mahsustur”). Çünkü bir yaratığın kibirlenmesi, kötülüğü doğurur.

     Hristiyanlıktaki “yedi büyük günah” listesine yeniden göz attığımızda açgözlülük, kıskançlık(haset), oburluk, tembellik gibi şeylerle karşılaşıyoruz. İslam’a döndüğümüzde Kur’an-ı Kerim’de defalarca “aklınızı kullanın, geçici hevesler yüzünden birbirinizi kırmayın, haset etmeyin, göklerin ve yerin yaratılışı üzerine tefekkür edin, ne zaman düşüneceksiniz?” gibi ifadelerin yer aldığını görüyoruz.

     Kur’an’da insanın yaratılışı ile alakalı olan kıssada geçen, melekler tarafından Allah’a sorulan “yeryüzünde bozgunculuk yapacak birilerini mi yaratacaksın?” sorusu; özgür iradesi olmayan meleklerin bile sonsuz irade sahibinin yaptığını sorgulaması üzerinden insanlara “sorgulayın, karşı çıkın, işin aslını öğrenmek için mücadele edin” mesajını verme amacı gütmektedir.

     İnceleyip işin detayına indikçe bu tarz örneklerin uzayıp gittiğini görmek mümkündür.

     3 büyük dinin devrimci bir uyanışla ortaya çıkması da bu “afyon” mevzusuna cevap verir niteliktedir. Hz. İsa, Roma gibi devrinin en organize devlet yapısına sahip imparatorluğuna karşı ayaklandı, bu nefs tatmini odaklı yapılanmanın yıkılması için mücadele etti ve ruh kavramına dikkat çekti. Hz. Musa; kendini halkının tanrısı olarak gören, kendisi zevk içerisinde yaşarken halkını köle gibi çalıştıran, kelimenin tam manasıyla döneminin diktatörü olan Firavun’a karşı geldi ve onun devletini başına yıktı. Hz. Muhammed; birkaç kabilenin tekeline alınmış olan Kâbe üzerinden yapılan din sömürüsünün, insan ticaretinin, haraç yerine alınıp fahişe yapılmaya çalışılan kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesinin, köleliğin, kısaca adaletsizliğin ve zulmün karşısında durdu. Düzene karşı çıktığı için doğup büyüdüğü yerden sürüldü, fakat yılmadan mücadele etti ve vicdanında yankılanan sesi bugüne kadar ulaştırmayı başardı.

     Yani dinler ilk olarak “haddinizi bilin, kibirlenmeyin, hayatınızı gelip geçici şeylere endekslemeyin” diyor. Daha sonra “üzerinizdeki tembelliği atın, silkelenin, düşünün, araştırın, paylaşın” diyor, sorgulamaya ve işin aslını öğrenmeye teşvik ediyor.

     Doğuşları başlı başına birer devrim niteliğinde olan bu dinler; sanki insanların zihinlerini uyuşturmaktan ziyade, onların üzerindeki miskinliği atma ve adaletsizliğe tepki gösterme mekanizmasını devreye sokma amacını güdüyor, değil mi?

    
    

     Saf dinlerin yalan söylemeyeceğine inanan biri olarak bu dinlerin yaşanışlarında “insanların çıkarları doğrultusunda” kötü yönde değişimler gözlemlediğimi ifade etmek istiyorum. İncil, Tevrat ve Zebur’da değiştiklerinin göstergesi olan akıldışı hükümler yer aldığı için onlara fazla girmek istemiyorum. Bugün “değişmeyen kitaba sahip olan tek kadim din” olarak bildiğimiz İslam dini bile fırkalara ayrılmış durumda. İnsanlar bu değerli kitabı açıp anlamaya çalışarak okumuyor. Herkes bir hocanın eteğine tutunmuş gidiyor, kendisinden olmayana “kafir” yaftası yapıştırıyor. Kendisine mürşit diyen şahıslar, almışlar ellerine afyonu, akıl akıl dolaşıp tembellik yayıyorlar. Bunların yaptıklarına ses çıkarmazsak, dönemimizin İsa’sı, Muhammed’i, Musa’sı olmayacaksak, neden yaşıyoruz ki biz? Yoksa biz de dinin afyon yüzünün mağdurlarından mı olduk? Yoksa sekülerleşmenin ve popüler kültürün aklımıza ve gönlümüze ektiği “boş vermişlik” tohumları mı filizlendi?

     Gafletten uyanmak için daha neyi bekliyoruz?

     Biz uyuyaduralım, hurafeciler bulsun yolunu. Bunu mu istiyoruz?

     Bir şeyleri değiştirmeye inancı olan insanları yollarından döndürmeye çalışmayın. Onları dinleyin, anlamaya çalışın, yürüdükleri yollarda gezinmeyi deneyin.

     Marx’ın tezine sığınıp da o insanlara kötü bakmayın…

     Çünkü; halkların afyonu “dinler” değil, “hurafeler”dir.

     Hurafelerin ve gericiliğin karşısında, hak ve adaletin yanında saf tutmak bizim boynumuzun borcudur.

     Bu sorumluluktan kaçınmayalım lütfen. 

     Selametle…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Avatar
İbrahim hoca 7 ay önce

Son yıllarda okuduğum çok faydalı bilgiler içeren bir yazı..İnşAllah devamını beklerim...Selam ve saygılar..

Misafir Avatar
Cemali ALTUNTAŞ 7 ay önce @İbrahim hoca

Güzel görüşleriniz için teşekkür ederim. Devamı da gelecek inşAllah. Saygılar benden :)

Beğenmedim! (0)