Bu haber kez okundu.

AB ülkelerinin terör örgütlerine verdiği destekler

Avrupa Birliği ülkeleri terör destekçiliğinde başı çekiyor. Her fırsatta demokrasi ve insan hakları savunuculuğu yapan ancak söylemleri ile icraatları ters düşen AB ülkeleri başta PKK olmak üzere DEAŞ ve FETÖ gibi terör örgütlerine destek olmaktan vazgeçmiyor. Bu yazımızda Avrupa Birliği üyesi olan bazı batılı ülkelerin terör örgütlerine verdiği destekleri ele aldık. İşte AB'nin teröre verdiği destek bilançosu;

PKK'nın Avrupa Kaynaklı Gelirleri

PKK, başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinde çeşitli faaliyetler yürütüyor. Teröristlerin "bağış" adı altında topladığı yıllık miktar 30 milyon Euro'dan fazla. Avrupa genelindeki uyuşturucu ticaretinde PKK'nın payı yüzde 80 oranında. 2 milyar dolara yakın organize suç faaliyetlerinden gelir elde eden PKK'nın AB ülkelerindeki yan kuruluş sayısı 500'e yakın. Bunların 200'den fazlası ise Almanya'da bulunuyor. Diğer yandan terör örgütünün Avrupa genelinde yayın yapan 10 civarı medya kanalı var.

Avrupa ülkeleri, kırmızı bültenle aranan PKK üye ve yöneticilerine yasal sığınma hakkı veriyor. Belçika, 1990'lı yıllardan beri örgüt yöneticilerini barındırıyor. Aralarında PKK'nın Avrupa'daki sözde yöneticilerinden Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar da bulunuyor.

Avrupa'dan PKK/PYD'ye Silah Yardımı

Avrupa ülkeleri PYD'ye açıktan, PKK'ya ise dolaylı silah yardımı yapıyor. İşte terör örgütlerine silah yardımı yapan ülkeler;

Almanya: DEAŞ'la savaşması için çeşitli gruplara verilen 2000 metre menzilli 500 MILAN tanksavar füzesinin 210'dan fazlası, G3 Piyade Tüfeği, Ağır zırhlı askeri araçlar, P1 tabanca ve tahrip gücü yüksek parça tesirli el bombaları PKK'nın eline geçti. 

İngiltere: Roket Atar, Saldırı tüfekleri, Browning High Power tabanca

İtalya: Benelli B76 model tabanca, Piyade tüfekleri, VS-16 model mayın

İspanya: Tabanca, tüfek, el bombası.

AB ÜLKELERİNİN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ

Almanya: 1990 - 2016 yılları arasında yaklaşık 1000 ırkçı cinayet işlendi. Her yıl yaklaşık 10 bin ırkçı/islamofobik suç işleniyor. Son 15 yılda 300'ün üzerinde cami saldırısı gerçekleşti. Bugün Almanya'da 9 bin mülteci çocuk kayıp ve nerede olduklarına dair herhangi bir bilgi bulunmuyor.

Fransa: Kadınların yüzde 11'i, çocukların yüzde 40'ı şiddete maruz kalmaktadır. Çocukların yüzde 3'ü kendi aile bireyleri tarafından; toplamda ise çocukların yüzde 10'u cinsel istismara uğramaktadır. Aile içi şiddetten solayı yılda ortalama 150'den fazla kadın ve 30'dan fazla erkek hayatını kaybetmektedir. 3200'den fazla cami, ev vb. baskınına rağmen DEAŞ terör örgütü ile ilgili hemen hemen hiçbir bulgu edinilemedi. Polis yapılan gösterilerde aşırı güç kullandı. Göstericileri plastik mermi ve gaz kullanarak dağıttı.

Hollanda: 2008 - 2016 yılları arasında 130'dan fazla camiye saldırı düzenlendi. Ülke genelindeki ebeveynlerinden en az biri Türkiye kökenli olan binlerce çocuk ailesinden uzaklaştırıldı. Her yıl 2 binden fazla ırkçı olay gerçekleşiyor. Her 10 kadından biri, 15 yaşından itibaren cinsel istismara maruz kalıyor. Her 20 kadından biri tecavüze uğruyor. Her 5 kadından biri eşinden fiziksel veya cinsel şiddet görüyor.

AVRUPA ÜLKELERİNİN TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI

Türkiyeli bakan ve siyasetçilerin İsviçre, Almanya, Hollanda ve Avusturya'da düzenlenmesi planlanan referandum etkinlikleri iptal edildi. Hollanda, Aile ve Sosya Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Türk Büyükelçiliğine girmesine izin vermedi. Diplomatik kurallar açık bir şekilde ihlal edildi.

16 Nisan referandumu sonrası Avrupa'da yaşayan Türklere yönelik sert açıklamalar yapıldı. Hollanda'da ana muhalefetteki aşırı sağlı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders: "Türkiye bugün daha fazla İslamofaşizmi ve totolitarizmi seçti. Evet şimdi de topluca Türkiye'ye dönün... Türkiye'de diktatörlüğü seçiyorsanız burada işiniz yok. Güle güle..." dedi.

Belçika'da Türkiye kökenlilerin çifte vatandaşlığının iptal edilmesi gündeme geldi. Hükümet ortağı Flaman Hristiyan Demokrat Partisi'nin (CD-V) milletvekili Hendrik Bogaert: "Belçika'daki Türkiye kökenlilerin büyük çoğunluğu totaliter bir sisteme destek verdi. Bu kabul edilemez." derken Sığınma ve Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Theo Francken ise "Çıkan sonuçlara göre, Diyanet camileri gayet açıık biçimde Erdoğan için oy toplamış. O nedenle artık ciddi biçimde mercek altına alınmaları lazım." dedi.

İsviçre'de "Erdoğan'ı öldürün!" pankartı ile yapılan gösteriye polis müdahale etmedi. AGİT, Türkiye'de PKK/PYD sempatizanı gözlemcileri referandum için görevlendirdi.

Kaynak: TRDiplomacy

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×