ünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.  -Mahatma Gandhi
 
 Hepimiz bu hayatta seveceğimiz mesleği yapabilmek için mücadele veriyoruz. Popülarite ya da sosyal kabulden vazgeçerek, yalnızca yaparken mutlu olabileceğimiz bir iş. Bu benim için psikolojik danışmanlık, Kemal Sunal için oyunculuk (doktor), Robin Williams için komedyenlik (mim sanatçısı), Tina Turner için müzisyenlik (ebelik) belki. Ama öyle birisi var ki tüm bu anlatılanların ötesinde, hayatını toplumun yönlendirmesiyle değil, kendi yetenek ve ilgisi doğrultusunda çizenlerin belki de en ilgi çekicisi: Bryan Berg. 

  Henüz 17 yaşındayken Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başarıp sonrasında da iki kez daha kendi rekorunu kırmıştır. Amerika’nın Lowa eyaletinde doğan Berg, çocukluğunda büyükbabasını izleyerek ilgisini çeken iskambil kağıdı istifçiliğini bir zaman sonra hayatının merkezine yerleştirmiş ve bu yolla hayatını kazanmaya başlamıştır. Boş zamanlarını değerlendirmek için başladığı kart oyununu matematik ödevine tercih ettiği günü unutamadığını söyleyen Byran: “Ödevi yapmak yerine kartlarla oynamaya başladım. O zamanki en uzun iskambil kartı kulesi rekoru 390 santimdi. Bense daha önce sırf eğlence olsun diye 300 santimlik bir kuleyi zaten yapmıştım. Rekoru kırmak, matematik ödevinden daha cazip geldi.” diyor ve kırıyor da. Hem de 467 santimlik bir kuleyle ve 17 yaşındayken.

  Başarıları yalnızca bununla kalmıyor ve kendi rekorunu 2007’de 7.8 metrelik ‘En Uzun İskambil Kulesi’ ünvanıyla, 2010’da da 19 kilometre uzunluğunda Las Vegas’ta bulunan Venetian Macau Oteli’nin röprodiksiyonunu inşa ederek iki kez kırmış oluyor. Bu sırada Harvard Üniversitesi’nde mimarlık bölümünde mastırını da tamamlayan Berg’e mesleği sorulduğunda: “Şu anda kartvizitimde ‘enstalasyon sanatçısı’ yazıyor ama ben başka bir ünvanı tercih ediyorum. Enstalasyon sanatçısı  resmi bir laf. Ben bir ‘kart istifçisiyim.” diyor. Bu alçakgönüllüğüyle kalpleri bir kez daha kazanıyor. O mimarlık okumasına rağmen sevdiği işi yapıyor ve okuduğu bölümün ona kazandırdıklarını sevdiği işte kullanmasını da çok iyi biliyor.

  Birçok insanın hayal ettiği şeyi yapıyor ve hayatının dörtte üçünü sevmediği bir işi ve sevmediği bir hayatı yaşamaya kendini mahkum edenlere güzel bir örnek oluyor. Toplumsal normlar ve insanlar ne der diye düşünerek yaşamanın, bu kurallar doğrultusunda yaşamını şekillendirmenin ve bu paradoksa kendini hapsetmenin insanı mutsuzluğa sürüklemekten başka bir işlevinin olmayacağını üzülerek söylemek istiyorum. Bu biçimde yaşanan bir hayat yalnızca insanı değil, toplumsal düzeni de altüst ediyor.

  Bir düşünün, yalnızca toplumsal kabul için hasta bakan bir doktoru, adaletten habersiz bir avukatı, mesleğini para kazanmak olarak gören bir mühendisi.. Bu insanların sosyal hayata, kanuna, adalete, bilime verdiği zararı hangi otorite, hangi örgüt verebilir? Sanırım hiçbiri bu kadar yıkıcı olmaz. Bu sebeple her ne yaparsan yap, mutlaka en iyisini yapmaya gayret et sevgili okur.
 
Başarılı olmak için, kalbiniz işinizde olsun ve işiniz de kalbinizde.. – Sr. Thomas Watson
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×