“O sıraları ben değiştirmedim bayanlar baylar, o sıraları birlikte değiştirdik. İçinde bulunduğunuz bu yenilgi, bu umutsuzluk havasını da değiştirebilirsiniz isteğiniz zaman. Bu güç sizin içinizde var. Sen, sen, sen, hepiniz, hepimiz. Hayatta kalmayı değil, yaşamayı hak ediyoruz.”

   Evren üzerinde herhangi bir noktada bir olasılığın varlığından bahsedilirken, imkansızlıktan da bahsedilebilir mi? Sanırım bu da başlı başına bir olasılık. İşte yazımızın konusu da bu olasılıkların hayat üzerindeki paradoksları. Size oldukça gerçekçi bir kurguyu aktaracağım, adı: “İmkansız Olasılık.”

  Türü trajedi olmasına rağmen hipokratik dersler veren çok ama çok önemli bir yapıt. Hem de günümüzün toz pembe tablolar çizen ve böyle nesiller yetiştiren sanat anlayışının aksine gerçekleri yüzünüze bir tokat gibi çarpan, oturup düşünmenize yol açan bir hikaye. Konu bir zamanlar gündemi bir hayli meşgul eden ve akım halini alarak popülerleşen “Bonsai” tuzağı.

  Filmde ağabeyini bonsai yüzünden kaybeden ve başka çocukları da bu beladan uzak tutmak amacıyla okuyup kendi lisesine öğretmen olarak atanan Tarık’ın kara bulutları nasıl güneşe çevirdiği anlatılıyor. Ayrıca Tarık öğretmen imkansız olasılıklar serisini yanlız başına kırarken aslında hepimize çok önemli bir realiteyi de tekrar hatırlatıyor: “Hayatta kalmayı değil, yaşamayı hak ediyoruz.”

  Her ne kadar konu bonsai gibi görünse de filme eleştirilen tek çarpıklık bu değil. Malesef gözardı edilerek üstü sürekli örtülen bir gerçek daha var ki o da eğitim sistemi ve elemanları. Tahmin edersiniz ki Tarık öğretmenin karşılaştığı tek sorun da bonsai değil, ona iten ve ben bilmemci görüşlerini idame ettiren öğretim elemanları. Bir çay makinasını dahi öğrencisinden daha çok önemseyen sözde geleceğin mimarları… Ve bu mimarların yetiştirdiği bonsai satıcıları, katiller, mafyalar, bilgili cahiller güruhu…

  Dönüp bu bozuk sisteme nasıl bir gelecek kurulabilir diye düşündüren bu başyapıtı izlemeniz için daha ne söyleyebilirim size? Görmezden gelmekten vazgeçin, ben bilmezcilikten vazgeçin, sorumluluktan kaçmaktan vazgeçin. Yanlışların karşısında durmaktan korkmayın.

Aklınıza Tarık öğretmeni getirin. Bir kez olsun karşılaştığınız bir yanlışı düzeltmeye çalışın. En azından eleştirin, rahatsızlığınızı dile getirin. Bir sonuç alamasanız dahi içinizde duyduğunuz o dinginlik size her şeyi anlatacak. Dünyanız daha da güzelleşecek.
“Eğitim; ferdin yaşama sanatını idrak edebilmesi için rehber olmalıdır.” – A. North WHITEHEAD

Not: Ev Sineması Kuşağı adı altında bize güzel bir deneyim yaşatan ve ülke sorunlarına ışık tutan TRT’ye sonsuz sevgilerimizle.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×