Bugünlerde Kur’an okuyan, okuduğunu anlamaya çalışan, anladığını yaşamına yansıtma çabası içerisine giren ve dini kaynaklardan hüküm verici olarak yalnızca Kur’an-ı Kerim’i kabul eden insanlara “Kur’an Müslümanlığı” kavramıyla tepki gösterenlerin sayısının arttığını görüyorum. Gerekçe olarak da İslâm’ın ortaya çıkışından günümüze kadarki 1400 yıllık süreçte yaşayıp Kur’an’a ve fıkhî mevzulara hizmet eden âlimlerin yok sayıldığı ortaya konulmakta. Peki, işin aslı cidden bu mu?
 
     Hayır efendim, bu değil. Bu insanların amacı tüm dini kaynakları bir köşeye fırlatmak, İslâm ve felsefe hizmetkârlarını yok saymak değil; yukarıda da ifade ettiğim üzere “hüküm verici” olarak yalnızca Kur’an-ı Kerim’i kabul etmek ve diğer kaynaklardan da Kur’an’ın ortaya koyduğu gerçekleri daha iyi idrak edebilmek için faydalanmaktır. Hayata yön vermesi ve insanlara yol göstermesi için gönderilen bir kitabın anlaşılmadan okunmasının önüne geçmek; onu raflardan gönüllere indirmektir.
 
     Zira Kur’an-ı Kerim hatmedilmeyi bekleyen bir yazılı metin değildir. Bu sonuca Kur’an-ı Kerim kitaplaştırılmadan evvel inen vahiylerde bile ona “kitap” denilmesinden varabiliriz. Ayetlerde geçen “kitap” ibaresi belki de sembolik olup, kastedilen “tabiat ve vicdan” gibi temel bilgi kaynaklarıdır. Yani Kur’an-ı Kerim, bu bilgi kaynaklarında keşfedilmesi gereken cevherlerin keşfi için insanları uyarmaktadır.
 

 
 
     Kur’an nedir?
 
     “Bu, insanlığı Rablerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa; çok yüce ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır.”(İbrahim Suresi 1.Ayet)
 
     “İyi dinleyin! Biz peygamberlerimizi söze dayalı apaçık delillerle gönderdik. Onlarla birlikte insanlıkta adalet ve eşitlik daim yaşasın diye kitabı ve mizanı indirdik.”(Hadid Suresi 25. Ayet)
 
     “Dikkat edin, önünüze birçok fitne çıkacaktır. Onlardan kurtulmak için tek çare Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an bir oyun ve eğlence değildir. O, Allah’ın kopmayan sağlam ipidir. Onun incelikleri bitmez. Onunla amel eden doğru yapar, onunla hüküm veren adil olur. O, hayat denilen yolculukta kullanılabilecek en güvenilir rehberdir.”(Hadis-i Şerif – Tirmizî)
 
     “Kur’an, bilgiden ziyade esasında bir bilinç kaynağıdır. Epistemolojiden ziyade ontolojiye dâhildir. Yani bilgi kaynağı olmaktan ziyade, bilgiye ulaşacak olan insanoğluna hitaptır. İnsanı çevresine tepki vermeye çağırır. Onda ‘Allah bilinci/şuuru’ (takva) uyandırarak hayat yolculuğunda ‘birlikte yürümeye’ davet eder. Bu şuur uyandıktan sonra bilgiye insan kendisi ulaşacaktır.”(İhsan ELİAÇIK)
 
     “Kur’an-ı Kerim, Allah’ın kelamıdır. Önce; O’nu tanıtır, O’nu sevdirir. Sonra insanı anlatır, hayatına yön verir.”(Nurullah TOPRAK)
 
     “Kur’an sözcüğü Arapça ‘okudu’ anlamındaki qarâ’â sözcüğünün üç harfli mastarından türemiştir. Kur’an ‘okunan(paylaşılan, anlatılan) şey’ veya ‘okumak(paylaşmak, anlatmak)’, Kerim ise “soylu, asil” ve “eli açık, cömert” anlamlarına gelir.”(Vikipedi) 
 
     Kur’an-ı Kerim, bütün varlığa saçılmış bir şekilde bulunan bilgiye ulaşmanın kapısıdır. İnsanları hayatta olup bitenlere tepki vermeye çağırır. Zira İslâm, sosyal bir dindir. Dayanışmayı, yardımlaşmayı, birlik olmayı ve eşit olmayı öğütler. Evlere veya tapınaklara kapanıp dış dünyadan kendini tamamen soyutlamanın değil; mücadele etmenin, paylaşmanın, sosyolojik açıdan da aktif olmanın doğru olduğunu anlatır.
 
     Kur’an-ı Kerim; insanın arayışına ve vicdanındaki çığlıklara cevap vermek için gelmiş, aktif bir bilinç kaynağıdır. Yani insanı temel bilgi kaynakları(tabiat ve vicdan) vasıtasıyla doğru bilgiye ulaştırır. Her insanda bu bilgeliğe ulaşabilecek potansiyel mevcuttur.
 
     Kur’an-ı Kerim; okunup kavrandıkça ve gündelik hayata uygulandıkça daha fazla anlaşılacaktır.
 
     Yıllarca şekilcilik üzerinden yürüyen din anlayışı sebebi ile ne kadar çok insan dinden uzaklaştı, farkında mısınız?
 
     Bugün ise aynı anlayışın uzantılarının mensupları Kur’an’ı en azından “anlayarak okumaya” çabalayan bir nesli baskılarla ve sert eleştirilerle dinden soğutma çabası içerisine girmiş gibi görünüyor.
 
     Bu insanlardan evvel hurafeciler ile savaşmaya öncelik verin. Ki ortalık onlardan temizlendikten sonra bile sıra bu insanlara gelmez etraftaki pislik yığınlarından.
 
     Gerçeği örtenlerden ve bu örtüyü kaldırmak için ufak da olsa çaba gösteren insanlara mani olmaktan sakının.
 
     Selametle…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×