"Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur."


 
Bu haberi utanarak yazıyorum çünkü insan olanın utanması, elini vicdanına koyup bir düşünmesi gerekiyor. Güncel olaylara değinmek ve yorum yapmak konusunda belirli çizgilerim vardı fakat görmezden gelebileceğim ve öyle kolay kolay sindirebileceğim bir olay değil bu. Belki duydunuz belki de medyanın sessiz kaldığı bu insanlık ayıbından haberdar dahi değilsiniz.

Olay Gaziantep’in İslahiye ilçesinde gerçekleşiyor. Ülkelerindeki savaştan kaçıp buralara kadar sırf çocuklarının geleceğini inşa etmek için gelen ve gündelik tarım işçisi olarak çalışan Suriyeli bir aile ve onların minik yavruları 9 aylık Azize. Annesinin onu sıcaktan koruması için yaptığı derme çatma çadırın içinde yatarken bir çoban tarafından istismara uğrayan ve iç kanama geçiren masum Azize. Savaştan kaçıp cehennemin tam ortasına düşen mazlum.

Annesinin bezinde kan görmesi üzerine hastaneye kaldırıldığında ve hastane raporu açıklandığında maalesef bu içler acısı durum kanıtlanıyor. Her gün ana haber bültenlerinde ve sosyal mecralarda Suriyeli mülteciler karıştıkları suçlar ve “Artık onları istemiyoruz.” etiketleriyle gündemden düşmezken, Azize bebek ne yazık ki gündemde yer bulamadı.

Acının dili, dini, rengi olmadığını daha kaç kere söylememiz gerekiyor bilmiyorum. Canı yanan Suriyeli ise ve bizim ülkemizde böyle bir hakarete uğruyorsa sırf birkaçının hatası yüzünden onların acılarına da ses çıkarmamamız mı lazım? Hem de canı yanan masum bir bebekken. Bu anlayış hiçbir vicdanda kabul göremez.

Fakat üzülerek söylüyorum ki sırf Suriyeli olduğu için bunu hak ettiğini iddia eden bir güruh var ve savundukları bu caniliğe haklı sebepler oluşturmaya çalışıyorlar. Oysa insan olmak, bir vicdana sahip olmak yetiyor tüm acıları yüreğinde hissetmeye. Hangi ideoloji bir bebeği kurban etmeyi haklı gösterebilir? Hangi demokrasi bunun üstünü kapatabilir?

Dalga dalga büyüyen bu anti-mülteci akımının sonuçlarını içimiz acıyarak takip ediyoruz. Bir zamanlar çocuğunu kurtarmak için sınırı koşarak geçen babaya tekme atıp düşüren kameramanın zihniyetiyle şimdilerde bu istismarı gerçekleştiren çobanın zihniyeti arasında hiçbir fark göremiyorum. Hepsi hastalıklı beyinlerin ürünü. Ve hepsinin ırkı farklı.

Karşınızdaki insanı yargılamadan önce ne yaşadığını anlamaya çalışın, anlayamadığınıza da hakaret etmekten vazgeçin lütfen. Suriyeli olsun Arap olsun Kürt olsun, ne olursa olsun mazlum mazlumdur Acı, her yerde acıdır. Sırf içlerinde kötüleri var diye tüm medeniyeti karalayanlar eğer yaptıklarının doğru olduğu konusunda ısrarcılarsa kimliklerini değiştirmelerini öneriyorum. Çünkü bu bir vahşet ve faili bir Türk.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×